İYİ Parti’den “seçim güvenliği” açıklaması

İYİ Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Başdanışmanı Kürşad Zorlu, İYİ Parti Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Zorlu, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde, sandık güvenliğine dikkat çekerek şunları söyledi:

“İSVEÇ SAVCILIĞI RASMUS PALUDAN HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU”

“Öncelikle önemli bir haberle kamuoyumuzu bilgilendirmek istiyorum. Hatırlarsanız ocak ayında İsveç’te ırkçı Rasmus Paludan kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’i yakmış ve bu girişimlerini devam ettirip eylemlerini de ortaya koymuştu. Biz de İYİ Parti gönüllülerimizden oluşan bir grupla İsveç’te önce polis departmanına ardından da savcılığa suç duyurusunda bulunmuştuk. Bugün az evvel İsveç’teki temsilciliğimizle yaptığımız görüşmede şu bilgiyi edinmiş bulunuyorum; İsveç savcılığı Rasmus Paludan hakkında suç duyurusunda bulundu. Başta oradaki gönüllülerimiz olmak üzere bizlere inanan, güvenen tüm yurttaşlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Sanıyorum bu girişimin devamı prosedürler olarak tamamlanıp sonuçlandığında, partimizin bu girişimiyle başlatılan bu süreç Avrupa’da bize karşı yönelen bu ırkçı saldırılar karşısında önemli bir aşamayı da sağlamış olacaktır.

“MİLLET İTTİFAKI’NIN HER BİR PAYDAŞI BU SANDIKLARDA YER ALACAĞIZ VE SİZLERİN İRADESİNE SAHİP ÇIKACAĞIZ”

Bildiğiniz gibi 14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri için partimizin çalışmaları devam etmektedir. Ocak ayı sonunda tamamladığımız il kongrelerimizin ardından 81 ildeki teşkilatlarımızla birlikte bu seçimlere hazırız ve var gücümüzle Türkiye’yi yeniden aydınlık yarınlara taşıyacak iktidarı elde etmek için tüm gayreti, çabayı göstereceğiz. Bu bağlamda geçtiğimiz hafta açıklamıştık, 15-22 Mart tarihleri arasında milletvekili aday adaylığı sürecimiz başlamış ve şu anda gördüğünüz gibi genel merkezimizde çok büyük bir yoğunluk söz konusu, başvuru sayısı da anbean artmaktadır. Şimdi milletimizin huzurunda özellikle sosyal medyada farklı mecralarda, seçim güvenliğine yönelik çok sayıda iddia, görüş, değerlendirme yapılmakta… Ülkemizin yakın geçmişinde hepimizin tecrübe ettiği, geçmişe yönelik, seçimlere yönelik şaibe algısını kuvvetlendiren çeşitli adımlarla karşı karşıya kaldığımız malumunuz dolayısıyla biz de İYİ Parti olarak ve genel olarak Millet İttifakı ekseninde seçim güvenliğine büyük bir önem veriyoruz. Çünkü seçim sandıkta kazanılacak, biz bu sandıklara sonuna kadar sahip çıkarak milletimizin iradesinin en önemli ve en gerçekçi şekilde yansıtılmasının çabası içerisinde olacağız. Şu anda açıklanmadı ama tahminimiz o yönde 210 bin civarında bir sandık sayısının açıklanmasını bekliyoruz. Biz İYİ Parti olarak tüm sandıklarda, sandık görevlilerimiz ve gözlemcilerimizin yanı sıra bütünsel olarak Millet İttifakı’nın her bir paydaşı bu sandıklarda yer alacağız ve sizlerin iradesine sahip çıkacağız. Elbette başta sizlerin vereceği destek, özen ve kararlılık bizler için çok önemli ancak şu oyuna da gelinmesini istemiyoruz, bazı propaganda çalışmalarında milletimizi bir çaresizlik algısına hapsetmeye çalışan yeniden ‘bir şey değişecek mi, değişmeyecek mi’ sorusunu sorduran bu tür iddialara da dikkatle takip edip, soğukkanlılıkla süreci yönetmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Bu bakımdan bu seçimlere katılım yüzdemizin artması büyük önem taşımaktadır. Biz de İYİ Parti olarak, teşkilatlarımız, milletvekili adaylarımız sahaya çıktığımızda çabalarımızdan birisi sizleri gönül rahatlığıyla, bu motivasyonlu seçim sandığına taşımak ve olabildiğince millet iradesini sandığa yansıtmak olacaktır. Bu hep birlikte, milletimizle, Millet İttifakı’nın ortak başarısı olacaktır. Bunun net bir şekilde altını çizmek istiyorum. Biz birlikte olduğumuz sürece bu karanlık senaryoları, bu karanlık tabloyu söküp atacağız. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın ve bu bağlamda aracılığınızla seçim güvenliğini ilgilendirdiğimizi düşündüğümüz üç önemli soruyu gündeme getirmek istiyorum. Birincisi deprem nedeniyle vefat eden yurttaşlarımızın sayısı, elbette her bir vatandaşımız, her birimiz en az kaybı görmek ve bununla karşılaşmak isteriz. Sayımızın vatandaşlarımızın kayıp sayısının artmasına tabii ki endişe duyuyoruz. Ancak dün açıklanan rakamlarda 49 bin 589 sayısı geçerliydi. Şimdi açıklanan enkaz sayısı, ağır hasarlı ve yıkılan bina sayısı da ortada şu ana kadar. Şimdi soruyoruz, şüphesiz şu anda yıkılan binalardan kaçında enkaz çalışmaları yapılmış, tamamlanmış ve tespit çalışmaları tamamlanmıştır, kaçı daha beklemektedir? Lütfen bu rakamı kamuoyumuzla paylaşmanızı istiyoruz. Çünkü özellikle seçmen askı listelerinin bugün askıya çıktığını da dikkate alırsak, milletimiz de bu şeffaflık ilkesi doğrultusunda hareket etmeniz çok önemli bu çağrıda bulunuyoruz.

“SEÇME, SEÇİLME VE OY VERME DAVRANIŞI VATANDAŞIMIZIN HAKKIDIR. 6 ŞUBAT TARİHİ İTİBARIYLA DA BU HAK HAREKET ETTİKLERİ 11 İLDE SÖZ KONUSUDUR”

İkincisi, deprem sonrası farklı şehirlere göç eden yurttaşlarımızın durumu, biz İYİ Parti olarak bir kez daha altını çiziyoruz, hangi şehre gitmiş olursa olsun, her bir yurttaşımızın bu 11 ildeki bulundukları yerlere geri dönmelerini esas alıyoruz ve hedefliyoruz. Çünkü biz demografik geleceğimizi ülkemizin gerçek bir beka sorunu olarak tanımlıyoruz. Bu bağlamda açıklanan rakam 345 bin 97’ydi. Bunlar neydi? Başka illere gitmiş ancak oy vermek için o illere kayıt yaptıran yurttaşlarımızın sayısı… Oysaki bize verilen rakam, yaklaşık 3,2 milyon insanın bu hareketlilik içine girdiği yönündedir. Yani şu ana kadar oy kullanma iradesini bulundukları illere yazan insan sayımız gerçekten belirtilen rakamın çok ve çok altındadır. Şimdi yeni bir süreç başlıyor, askı listeleriyle birlikte 2 Nisan tarihine kadar vatandaşlarımız önce nüfus müdürlüklerine sonra ilçe seçim kurullarına gitmek mecburiyetindeler. Şimdi soru şudur: Biz en baştan bu yana, Anayasa’mızın, kanunların gerekli değişiklikleri de yapma arzumuzu da ortaya koyarak ne dedik? Bu kazanılmış bir haktır, milli iradenin doğru bir biçimde yansıması için depremzedelerin göç ettikleri, en azından geçici olarak bulundukları yerlerde, geldikleri illeri işaret edecek şekilde oy kullanmalarını arzu etmiştik. Çünkü bu hem seçim güvenliğinin sağlanması hem de milli iradenin doğru yansıtılması bakımından çok önemliydi. Maalesef YSK’ya yaptığımız başvuru, ‘kanun gerekiyor’ gerekçesiyle reddedildi. Biz sonra bununla da yetinmedik. Kanun teklifi girişimimizi, hatta Anayasa’da bir değişiklik yapılması gerekiyorsa bununla da birlikte değerlendirelim düşüncesiyle Seçim İşleri Başkanımız Şenol Sunat Hanım hem CHP ile hem AKP heyetleriyle görüştü. Burada da henüz bir çözüm henüz bulabilmiş değiliz. Şimdi bir çağrı daha yapıyorum, bakın 10 madde deprem sebebiyle bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarıldı. 133 sayılı kararname… Orada diyor ki, ‘6 Şubat itibarıyla deprem bölgesinde yerleşim yeri bulunan kişilerin yerleşim yerlerini değiştirmeleri halinde bu kişilere deprem dolayısıyla kanunlar, diğer mevzuat ve idari tasarruflar uyarınca tanınan haklar kayba uğramaz.’ Evet bizim için Anayasa ve kanunlar esastır ama madem böyle bir kararname yoluyla insanlarımızın haklarını koruyacağını ortaya koyuyorsunuz. Bu da bir hakkın muhafazasıdır. Seçme, seçilme ve oy verme davranışı vatandaşımızın hakkıdır. 6 Şubat tarihi itibarıyla da bu hak hareket ettikleri 11 ilde söz konusudur. Bu çalışmanın da takipçisi olacağız ve YSK’ya da gerekli girişimleri yapacağız.

“ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİMİZ OY KULLANACAKLARI YERLERE İLİŞKİN ADRES BEYANLARINI VE DEĞİŞİKLİKLERİNİ YAPMAK MECBURİYETİNDELER”

Üçüncüsü arkadaşlar, bizi izleyen eminim üniversite öğrencileri var. Biz en başından bu yana bu problemin de savunucusu olduk. Çözümünü aramaya gayret ettik. Üniversitelerde yüz yüze eğitim sonlandırıldı ve bildiğiniz gibi depremzedeleri yerleştirmek amacıyla ‘sözde’ diyorum. Buradaki yurtlar boşaltıldı üniversitelerin olduğu yerlerdeki, ne oldu sonunda biliyor musunuz? Bakın bugün 3 ilden aldığım bilgiyi söylüyorum. Boşaltılan yurtların ancak yüzde 20’si doldurulabilmiş depremzedelerle ve bunlar hareket halinde gelen depremzede yurtta kalmıyor bu kez eve çıkma gayreti içerisinde oluyor. Yani ne yaptınız? Ne yurtları doldurabildiniz ne öğrencilerin yüz yüze eğitimini sağlayabildiniz, buna da engel oldunuz. Böyle acele böyle yerindeliğin dışında etkin olmayan bir karar sistemi olamaz. Maalesef bu ucube sistemin bize yaşattığı gerçeklerden bir tanesi de bu. Şimdi ne yapıyoruz? 2 Nisan’a kadar bu öğrencilerimiz, bütün vatandaşlarımız için geçerli ama konumuz o olduğu için söylüyorum. Üniversite öğrencilerimiz oy kullanacakları yerlere ilişkin adres beyanlarını ve değişikliklerini yapmak mecburiyetindeler. YÖK Başkanı söylemişti, ‘Nisan ayında gözden geçireceğiz yüz yüze eğitimi, hibrit eğitimi’ demişti. Yani hem yüz yüze eğitim hem çevrimiçi eğitim bir arada olacak deniliyor. Bunu bugün açıklamak zorundasınız. Açıklamalısınız ki, başka şehirlerde bulunan bu üniversite öğrencilerimiz 14 Mayıs’ta nerede olacaklarını bilmek mecburiyetindedirler. 3 Nisan’da açıklamanızın hiçbir önemi yok. Milli iradeyi önemsiyorsanız, Türk gençliğinin milli iradesine önem veriyorsanız bu adımı bugün atmak zorundasınız, bu açıklamayı yapmak zorundasınız ve derhal hibrit eğitimi ne zaman başlayacağınızı lütfen açıklamanızı bekliyoruz.

“İKTİDARA GELDİĞİMİZ GÜN MERKEZ BANKASI’NIN ÜZERİNDEN SİYASİ İKTİDARIN GÖLGESİNİ DERHAL KALDIRACAĞIZ”

Ülkenin bunca probleminin yanı sıra elbette bütün bu problemlerin zemininde insanımıza artık nefes aldıramaz hale getiren ekonomik problemi devam ediyor. Hükümet enflasyon düşüyor diye birtakım propagandalar yapsa da aslında aylık enflasyon artmaya devam ediyor. Düşen şey sadece baz etkisiyle üzerinde oynanan rakamlardır. Hayat pahalılığı anbean artmaya devam etmektedir. Bakın 19 Mart itibarıyla İcra, İflas Dairesi’nin açıkladığı rapora göre bir önceki yıla göre icra iflas takip oranı 5 kat artmıştır. Bununla birlikte kapanan dosya sayısı da daha geri durumdadır. Yani bir yandan dosya sayısı artmakta, mahkemelerin yükü artmakta, artık orta ve alt gelirli vatandaşlarımızın neredeyse tümü bir icra iflas olayıyla karşı karşıya kalmaktadır. Kapanma masraflarını ödeyemeyen vatandaşlarımızın sayısı bize gelen şikayetler arasındadır. Maalesef enflasyonun kolunu, bacağını kıracağını söyleyen hükümet vatandaşın belini çoktan kırmış durumdadır. Böyle bir yapı böyle bir anlayış sürdürülebilir değildir. Biz İYİ Parti olarak bu sorunların nasıl çözülebileceğini bilen en iyi kadrolara ve programlara sahibiz. Bir tanesini söyleyeyim, iktidara geldiğimiz gün Merkez Bankası’nın üzerinden siyasi iktidarın gölgesini derhal kaldıracağız ve bu kurumu hak ettiği liyakatli, dünyaca güvenilir kurum haline getireceğiz. Hayat pahalılığını ortadan kaldırmanın ilk yapısal adımı da bu olacaktır. Duyuyoruz tabi hükümet sıkıştı bu heterodoks politikalardan uzaklaşma eğilimi hatta zaman zaman ışıltılı bakanımızın değiştirileceğine yönelik söylentiler çıkıyor. Tabi bu kolay bir durum değil, kürsülerde yer kapmak falan daha liyakatli bir sistemin ve anlayışın ürünü olabilecek bir durum söz konusu, biz İYİ Parti olarak ülkemizdeki hayat pahalılığı sorununu gerçekten çözeceğiz. Bunu göreceksiniz ve milletimiz yeniden refah düzeyi artan bir toplum olarak yaşamayı sürdürecek.

“BİZ NEVRUZ’U ULUSUN ULU GÜNÜ, BAHARIN MÜJDESİ OLAN BİR GÜN OLARAK DEĞERLENDİRİYORUZ”

Bir kez daha 21 Mart Nevruz gününe ulaştık. Biz Nevruz’u ulusun ulu günü, yeni gün, baharın müjdesi olan bir gün olarak değerlendiriyoruz. Bugün hiçbir etnik, mezhepsel, kimliksel ayrım gözetmeksizin ülkemizde yaşayan 85 milyon insanımızın birlik, barış ve huzurunu temsil eden bir gün olarak kabul ediyoruz. Öyle ki bizim için bir başka kıymeti, Doğu Türkistan’dan Altaylara, Anadolu’dan Macaristan’a, Balkanlara kadar çok büyük bir nüfus kitlesini buluşturan bir ortaklaştırma unsuru… Hatırlayanlar olacaktır, Büyük Önder Atatürk de Cumhuriyet’le birlikte bu kutlamalara sahip çıkmıştır. Hatta bir örnek vermek istiyorum, Hakimiyet-i Milliye gazetesinde Besim Atalay’ın 23 Mart 1921 tarihli yazısında aynen şöyle diyor; ‘Bu Ergenekon hadisesinden çıkacak mühim netice, bizim bugünkü milli mücadelemizle benzeşmesidir.’ Yani milli mücadeleyle tarihsel köklerimize dayanan Nevruz aslında ortak bir karşı duruşun adıdır. Bizim için bu kadar değerlidir. Fakat üzülerek şunun da altını çizmek istiyorum, uzunca yıllardır ülkemizde ayrışmanın, bölücü birtakım adımların zemini olarak da kullanılan bugünün bir yansımasını da dünkü bazı gösterilerde gördük. Terör örgütüne mesaj göndermek, terörist başı güzellemeleri yapmak, biz İYİ Parti olarak sözde çözüm sürecinde de o günlerde de bu iradeyi ortaya koyan kadrolar o gün de buna karşıydı arkadaşlar. Bugün de asla kabul etmiyoruz bunu ve bu tabloyu kesinlikle milletimize saygısızlık olarak kabul ediyoruz. Biz demokrasiyi eğer getireceksek, hayata geçirmek istiyorsak bu otokrasi sisteminden vazgeçmek istiyorsak, hepimizin kendi düşünceleri olabilir ama demokrasi gerçeklerde ortaklaşmak demektir. O gerçek milli birliğimizdir, bağımsızlığımızdır, bütünlüğümüzdür. Bu ülkenin kardeşliği ve birlikteliğidir. Bu duygulardan hareketle iktidarımızda İYİ Parti olarak Nevruz gününün bir resmî tatil günü olmasını sağlayacağız arkadaşlar.

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Zorlu, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP ile görüşmesine ilişkin soruya şöyle yanıt verdi:

“TBMM’de grubu olan bir partiyi bu anlamda Cumhurbaşkanı adayı olarak ziyaret ediyor Sayın CHP Genel Başkanı, biz bu konuyla ilgili görüşlerimizi daha önce açıklamıştık. Bizim için esas olan biraz önce söylediğimiz hassasiyetlerimizin devamını sağlayabilmektir. Bu özenden asla taviz vermeyeceğiz. Bunu milletimize taahhüt ediyoruz. İYİ Parti, milletimizin birlik ve bütünlüğünü sağlayacak yegane çimentodur.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir